15 Mayıs 2015 - 09:05
Ayetullah Cevad Amuli: Suud Hanedanı Düşmanların En Yamanıdır!

Ayetullah Cevad Amuli, bugün verdiği tefsir dersinde Suudi Arabistan’ın Bakara suresinin 204. ayetinde ifade edilen “düşmanların en yamanı” tanımına tam anlamıyla uyduğunu ve dolayısıyla “inatçı bir kavmi onunla uyarman için” (Meryem 97) ayetinin bir gereği olarak tüm Müslümanların, özellilke de ilim havzası ve üniversite öğrencilerinin onlara karşı seferber olması gerektiğini, bu işinse diplomasiyle gerçekleşemeyeceğini söyledi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-  Peygamberin risaletinin devamlılık ve genel olma özelliği taşıdığına dikkat çeken Ayetullah Amuli, şu izahatta bulundu:

Kur’an’ın bazı ayetlerinde Peygamber uyarıcı ve müjdeleyici olarak tanımlanmıştır. Bazı ayetlerde ise ona sadece uyarıcı olmak misyonu yüklenmiştir. Fakat hiçbir ayette Peygambere sadece müjdeleyici olmak görevi yüklenmemiştir. Bunun sebebini orta doğuda ve son olarak da Yemen’de yaşanan acı gerçekler çok açık şekilde ortaya koymaktadır.

Ayetullah Amuli sözlerine şöyle devam etti: Kur’an inzar ve uyarı meselesini üç aşamalı olarak beyan etmiştir: Birincisi umumi ve genel olan inzardır. “Neziren li’l-beşer veya zikra li’l-beşer” tabiri bu inzara matuftur. İkincisi özel bir inzardır ve semeresi olan inzara işaret ediyor. “Sen ancak kıyametten korkan kimseyi uyarabilirsin” ayeti ile bu inzar kastedilmektedir. Yani ancak müminler ve inananlar senin uyarılarından istifade ederek yollarını bulur. Bunun karşısında kâfirler ve mülhitler peygamberin uyarısından zerre kadar etkilenmezler. Onlar hakkında da “uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler” buyurmuştur. Kur’an’da geçen üçüncü inzar müstekbirlere, Suud hanedanına ve Siyonizme yönelik inzardır. Bu hususta şöyle buyurmuştur: “Kur’an’ı inatçı bir kavmi onunla uyarman için senin diline kolaylaştırdık.”

Suud hanedanı “inatçı kavmin” en bariz misdakıdır. Şeyh Nemr hakkındaki idam kararının sebebi onun Bahreyn konusuna müdahil olması yüzündendir. Oysaki kendileri Yemen halkı üzerine bomba yağdırarak insanları perişan ettiler. Onlar bu yaptıkları cinayeti müdahale olarak görmüyorlar. Ama rabbani bir âlimin nasihatlerini Bahreyn’in iç meselesine müdahale etmek olarak niteliyorlar. Bugün orta doğudaki en “yaman düşman” Suud hanedanıdır. Onlardan daha yukarıda istikbar güçleri vardır. Bunlar genel olarak adam öldürmeye alışmışlardır. İşte bunlardır ki ölümü yolun sonu ve kurtuluşu diğerlerine üstünlük sağlamada görürler. Sırf üstünlük sağlamak için birinci ve ikinci dünya savaşlarında yetmiş milyondan fazla insanı öldürdüler. Atom bombasını yapan da atan da bunlardır, katliam yapan da eşkıyalık edip yol kesen de bunlardır. Bunlarda akıl ve medeniyetin kokusu bile yoktur. Bunlar ellerine silah alıp bir sürü insanı katlettiler, sonra da katlettikleri insanlardan oluşturdukları tepenin üstüne çıkarak üstünlük sağladılar! Kur’an-ı Kerim diri ve hayatta olan bir kitaptır. Onun mesajı devletlere değil, milletleredir. Milletler Kur’an’ın mesajı ile uyanmalı ve Suud hanedanının elindeki silahları alarak onları yerlerine oturtmalıdır. Ancak bu şekilde “inatçı bir kavmi uyarman için” ayeti tahakkuk etmiş olacaktır.

Müslümanların yapacağı şey Hz. Ali (a.s) gibi zulüm ve fakirliğin boynunu vurmak olmalıdır. Sadece bir fakire yardım etmek İslam’ın istediği şey değildir. İslam fakirliğin ortadan kaldırılmasını ister. Nitekim Hz. Ali (a.s) “Eğer fakirlik bir adam şeklinde karşıma çıksa onu öldürürdüm” buyurarak bu gerçeğe dikkat çekmiştir. Dolayısıyla bir Müslüman fakirlikle mücadele etmeli ve onu ortadan kaldırmanın çabası içinde olmalıdır. Aynı şekilde sadece zalimin zulmünü engellemekle yetinmemeli zulmün kökünü kazımalıdır. Zulmün boynunu vurmalıdır. Meryem suresinin sonunda geçen bu ayetin gereği olarak tüm Müslümanlar, özellikle de ilim havzası ve üniversite mensupları Suud hanedanını yerine oturtmak için harekete geçmelidir. Bu iş diplomasi ile olacak bir iş değildir…